BIGtheme.net http://bigtheme.net/ecommerce/opencart OpenCart Templates

DR.HAVVA SULA İLE “SİVİL TOPLUM VE GENÇLİK ÜZERİNE”…ÇOK ÖZEL BİR RÖPORTAJ

 

SİVİL TOPLUM VE GENÇLİK ÜZERİNE

Dr. Havva SULA, 1983 yılında İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesinden mezun oldu. Biyokimya alanında doktora yaptı. 2013 yılında emekli olana kadar birçok kamu kuruluşunda hekim ve idareci olarak çalıştı.

Kuruluşundan bu yana bir yeryüzü doktoru olan ve birçok sivil toplum kuruluşu çalışmalarında aktif olarak yer alan Dr. Havva SULA ile sivil toplum çalışmaları ve bu bağlamda gençliği konuştuk.

Öncelikle sizinle başlayalım. Sivil toplum çalışmalarına ne zaman başladınız? Sizi hareket geçiren neydi?

İlk sivil toplum kuruluşu maceramı ilkokul dördüncü sınıfta yaşadım. Çevreyi koruma amaçlı sınıf arkadaşlarımla kurduğum dernek o okuldan ayrılmak zorunda kalmam nedeniyle bir kaç ay sürmüştü. Üniversite için İstanbul’a geldiğimin ikinci yılında bir kadın bir de hekim derneğinin içinde yer almıştım bile.

Çözülmesi gereken sorunların, değişmesi gereken durumların farkına varmak ve bunlarla dertlenmekle başlıyor her şey. Aynı farkındalığı ve sorumluluğu başlayanlarla harekete geçiyorsunuz. Sonra bunun adı İdealist Hanımlar Derneği, Çocuklar Sokakta Solmasın Projesi ya da Yeryüzü Doktorları oluyor.

Kıtlık, savaş ve yoksulluk gibi zor şartlar altındaki farklı coğrafyalara insani yardım ve sağlık hizmetlerinin ulaşmasına vesile oluyorsunuz. Güvenlik başta olmak üzere sair olumsuzluklara rağmen bir kadın olarak bu çalışmalara destek vermenin de kendi içinde zorluğu yok mu?

Zorluk algısı baktığınız yere ve hayatınızda öncelik verdiğiniz şeylere göre değişir. Rahatlık, temizlik ve düzen sizin için çok önemliyse sadece kadınlar değil herkes için zor iş farklı coğrafyalarda insani yardım yapmak. Tabi bu Somali gibi Yemen gibi ciddi güvenlik tehdidi veya erişim zorluğu olan bölgelerde çalışmalarda bulunurken dikkatli ve seçici olmadığımız anlamına gelmiyor.

Bir sohbetimizde Afrika kıtasındaki Demokratik Kongo Cumhuriyeti’ne yaptığınız ziyaretin ardından  hayatınızı Afrika’dan önce ve sonra diye, ikiye ayırdığınızı ifade etmiştiniz. Sizi böyle bir değişime sürükleyen neydi?

Aslında benim için dönüm noktası tsunami sonrası sağlık yardımı için 2005 yılı başında Endonezya Açe’ye gidişim oldu. İnsan olmanın, Müslüman olmanın, hekim olmanın ve iyilik yapmanın gerçek tadına ilk kez orada varmıştım tam olarak sanırım. “Yeryüzü”ne ait oluşu ve üzerimizdeki sorumluluğu ise dünyanın en yoksul ülkelerinden bir olan Kongo Demokratik Cumhuriyeti’ne gittiğimde hissetmiştim. Afrika yeryüzünün farklı bir yüzü ve insanı birçok yönden kendine bağlıyor. Artık her şey Afrika’dan önce ve sonra oluyor.

Yurt içinde ve yurt dışındaki çalışmalarda yanınızda genç doktorları da görüyoruz. Gerek derneğiniz çalışmaları gerekse genel itibariyle STK faaliyetlerini düşündüğümüzde gençler bu işin neresinde yer alıyor?

Bu işler hayal kurmadan olmuyor. Hem gençler bize göre çok daha fazla hayal kuruyor hem de bizim hayallerimizi ilerde gerçekleştirecek olanlar onlar. Yani bu iş gençler olmadan olamaz diye düşünüyorum ben. Bizim uzun yıllardır düşe kalka deneye yanıla yaptığımız işleri onlar bilerek ve hedefleyerek yapsın istiyoruz. Bir de gençlerin yeryüzüne bize göre daha ön yargısız bakıyor olmaları geleceğe dair daha doğru ilerlemeyi sağlar kanaatindeyim. Şöyle bir söz vardır, bilirsiniz: “Bana anlatırsan unuturum, bana gösterirsen hatırlarım, beni de katarsan anlarım.” İşte bütün bunları bir araya getirirseniz gençleri yanınızdan ayırmamanız gerektiğini anlarsınız.

Her genç gönlüne en yakın gelen mecrada sivil toplum çalışmalarının içinde yer almalı, öyleyse. Peki sadece gönlün istemesi yeter mi?  Bu meyanda olmak istediğimiz mecrada belli bir donanım hatta ahlaki sürecin işlemesi gerekmiyor mu? Mesela gönüllü faaliyetlerini hobi kurslarından ayıran nedir?

Benim genç yeryüzü doktorlarına sıkça söylediğim Genç YYD’nin bir öğrenme süreci olduğu. İyi bir yeryüzü doktoru olmak için önce mesleklerinde iyi olmalılar; yani dersler ve okul çok önemli. İkincisi yeryüzünden haberdar olmalılar; coğrafya, tarih, siyaset ve güncel olaylar hakkında bilgi sahibi olmak önemli. Ve yeryüzüyle güçlü ve olumlu bir şekilde iletişime geçebilecek donanıma sahip olmalılar. Bu söylediklerimin benzerleri diğer sivil toplum gönüllüleri için de geçerli. Yani sadece gönüllü olmak yeterli değil; yetkin, istikrarlı ve disiplinli olmak gerekiyor.

Gençliği son yıllarda sosyal projelerde daha sık görmeye başladık. Hatta doğrudan gençlerin kurduğu ve yönettiği dernekler var. Süreci nasıl okuyorsunuz?

Biz gençken -yetmişli yılların sonu, seksenli yılların başı- her gün oturur sürekli dünyayı kurtarırdık. O dönemler sosyal konulardan çok siyasi konular önemliydi. Sonra uzunca bir dönem gençler kendilerini kurtarma sevdasına düştüler sanki. Sanırım artık anladık ki toplum olarak her anlamda güçlenmedikçe refah ve huzur yok insanoğluna. Gençler de sosyal olaylara daha duyarlı son yıllarda. Bunda iletişim kanallarının çokluğu ve etkililiği de rol oynuyor.

Tüm bilgeliğin yaşlılardan geldiği, gençler için nelerin daha doğru olduğuna erişkinlerin karar vermesi ve gerektiğinde müdahale etmesi kanaati kısmen değişmiş olsa da onları yetiştirmek adına hala gençlere yeterince sorumluluk verilmiyor, güvenilmiyor. Gençler kontrol altında tutulmak isteniyor. Oysa bizim de onlardan öğreneceğimiz çok şey var, hele de şu teknoloji çağında. Özellikle onlar hakkında karar verirken mutlaka yanımızda olmalılar.

İnsani yardımın çeşitli yönleri var. Mesela siz sağlık çalışmaları ile öne çıkan bir kuruluştasınız. Öte yandan hal-i hazırda birbirini tekrar eden etkinliklere ağırlık veren bir sivil toplum eğilimi göze çarpıyor. Gençler de bu eğilim içinde görünüyor. Olması gereken yerde miyiz; yoksa gözden kaçırdığımız bir şeyler mi var?

Olması gereken yer neresidir? sorusunun cevabını bulmak gerek önce. Bu da yola çıkış noktamız ve niyetimizle alakalı. Bunlar başka uzun bir konuşmanın konuları bence.

Kısaca şunları söyleyebilirim: Eskiden neyi nasıl yapacağımızı pek bilmeden gönlümüzle şehir şehir ülke ülke yardım için koşturuyorduk. Sonra sistem kurmak, kurumsallaşmak ve fonlar almak gerekliliğini fark ettik daha verimli çalışabilmek için. Şimdi gerçekten çok büyük kurumlarımız var. Ancak bazen amaç ve aracın karıştığını hissediyorum. İnce bir çizgi bu. Hayırda mı yarışıyoruz yoksa başka hedeflere ulaşmakta mı? Biz Rabbimizden daha merhametli değiliz. Yeryüzündeki her ihtiyacı karşılayamayız. Sadece doğru yerde gerekli işi yetkin kişilerle yapmakla mükellefiz. Gençler de zora ve güzele talip olmalı popüler olana değil.

Bir büyüğümüz, Havva Ablamız olarak buraya kadar geldiğimiz nokta itibariyle sivil toplum çalışmalarına katılan ya da katılmak isteyenlere yönelik ufuk, vizyon ve tecrübe paylaşımı itibariyle ne önerirsiniz?

Yeryüzünün, çevrenizin farkında olun; gördüğünüz yanlışlıklar ve zulümler karşısında çözümü başkasından beklemeyin. Harekete geçtiğinizde bir görev değil bir seçim yaptığınızı bilin. Bu işler yalnız olmaz mutlaka yanınıza yoldaşlar, dertdaşlar edinin. Kendinizi iyi tanıyın ve yerine getiremeyeceğiniz sözler vermeyin.

Bu yazının anahtar kelimeleri şunlar olsun: vefa, sabır, emanet, adalet, tevazu, diğerkamlık, hilm, şükür, cömertlik, doğruluk, hamiyet, şecaat, haya, ihsan, infak, istikamet, hakkaniyet, hakkı ve sabrı tavsiye, şahitlik, insaf, sadakat, ahde vefa.

Anlamlarını bilmiyorsanız da tez elden öğrenin.

Sizi tanıyanlar heybenizde birbirinden güzel iyilik hikayeleri taşıdığınızı bilirler. Bizi de hissedar edeceğiniz bir hikaye ile bitirelim isterseniz…

Bir konuşma için girdiğim binada sağa sola bakınırken merdivenlerin tepesinde ‘Yeryüzünün Ablası’ gelmiş diye karşılayan gençle başlayan bir hikaye desem… Uzun uzun sohbetlere vakit bulamadan ama her fırsatta iyiliğe, gençlere ve insana dair küçük dertleşmeler… Çalan telefonda ismini gördüğümde yüzümde beliren tebessüm… Ve onunla birlikte tüm gençlere duyduğum sevgi, umut ve sorumluluk.

Genç Kalem adına kıymetli vaktinize bizi de ortak ettiğiniz için teşekkür ediyoruz.

Rica ederim.12924491_1057811017609191_6698093467778985978_n

Haberler

Öylece… Muhammed Ali Gülmez

      Öylece   Bazen olur öyle Yarı karanlık odalarda gölgenden korkarsın Tanır sanki ...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir