BIGtheme.net http://bigtheme.net/ecommerce/opencart OpenCart Templates

BİLGİDE VE EYLEMDE İNSANIN YOLLARI / Yakup GÜLEÇ

PNG-4

BİLGİDE VE EYLEMDE İNSANIN YOLLARI

 

“Ve Allah âdeme eşyanın bilgisini öğretti.” [1]

Böylece başladı âdemoğlunun hikâyesi, O’na öyle bir yük yüklendi ki bu yükü ondan başka hiçbir varlık almak istemedi. Halife oldu yeryüzünde… Rabbine ‘belâ’ diyerek! İnanıyoruz ki insanlık vakti doluncaya kadar yeryüzünde yaşamını sürdürüyor. Yaşıyoruz vaktimiz kadarıyla…

Dünyaya gelişimizden bu yana, Âdem babamız ve Havva annemizden bu yana halifelik makamıyla şereflendirildiğimiz dünyada bir tek yol seçerek yaşıyoruz. Önümüzde sayısız yol var fakat bir tek yolu seçiyoruz. Bizler bir yolu seçmek zorundayız. Nasıl ki İblis kendi yolunu seçti, Şeytan olduysa; Habil ile Kabil kendilerince bir yol tayin ettiyse tek tek hepimiz de kendi yolumuzu seçiyoruz, tayin ediyoruz. Buradan anlaşılıyor ki, her nefes alışımızda bu seçim ve tayin etme zorunluluğu ile karşı karşıyayız.

İnsan eylemleriyle vardır. Rahim Allah bizleri bir yol seçelim, iki ayak üzerinde dünyada deveran edelim diye yaratmıştır. Dağlar gibi sert ve yüksek, ağaçlar gibi toprağa kök salmış değildir insan. Yani deveran eden insanda bir eylemler bütünü hâsıl olmaktadır.

Eşyanın bilgisi öğretilen âdeme, dünyada bir ömür biçen Allah (c.c.) seçtiğimiz yollardan, yani eylemlerimizden bizleri sorumlu tutacaktır. Eşyanın bilgisinin öğretilmesinin, bir yol ve yön seçme hakkımızın olmasının elbette bizlere yükleneceği bir sorumluluğu olacaktı. Yoksa yaşamanın anlamı kalır mıydı? Bir kez daha söylüyorum: ‘Kalır mıydı küçücük bir nefes almanın anlamı?’ Bu konuda takdiri kimseye bırakmanın bir yararı yok!

Aziz Allah (c.c.) Kur’an’ın birçok yerinde ‘ne az düşünüyorsunuz!’ diye bizleri uyarmaktadır. İnsan yaşamına şöyle bir göz attığımızda düşünmesini sağlayacak o kadar çok bilgisi Rabbimiz bizi uyarıyor. O’nun “ne az düşünüyorsunuz” diye ikaz etmesinde bir hikmet olsa gerektir.  Bu husus üzerine düşündüğümde ortaya çıkan sonuç bizlerin çok düşündüğü, çok bilgi elde ettiği, sayısız eylemler seçtiği halde yekûnunun sade bir düşünme olduğudur. Nedir bu sade düşünme? Sözlük anlamıyla basit, yalın, süssüz ve sadece demek olan sadenin düşüncelerimizde o kadar çok yer ettiğini görmekteyiz ki! İnsanlık olarak sadece düşünüyoruz. Örneğin her şeyi bilen (!) bazı bilim adamlarının düşünce dünyasının bir nokta kadar olmasıdır sade düşünmek… Oysaki daha derini varken… Tefekkür etmek varken, sade düşünmek bizlere yakışmıyor! Tabi bu düşüncelerimizin tefekküre dönüşebilmesi için gereken duygunun müthiş bir tevazu olduğunun da altını çizmekte fayda var. Her neyi bilirsen bil, her neyi doğru seçersen seç mutlaka tevazu dolu bir kalbin olmadığı sürece gönlün bir bataklıkta kurumaktadır.

Allah’ın Âdeme eşyanın bilgisini öğrettiği günden bu yana dünyada kısacık ömürlerini geçiren insanlık yolunu seçecek, ömrünü iyi veya kötü şeylere hasredecek ve ebedi âleme göçecektir. Göçerken arkanda bıraktıkların seni kurtarmayacak. Seni kurtaracak olan yoldaki seçimlerimdir. Seçtiklerinin tevazu derinliğidir. Dedim ya yoksa niye şöyle kısacık bir nefes daha alalım. Allah hakkımızda hayırlı ve güzel yolları nasip etsin.

Yakup GÜLEÇ

 

Haberler

Dünden Bugüne Kocatepe Gençlik Fuarı / Fatih Muhammed ÇAKMAK

İyi ve güzele dair kurulan bir hayalin gerçek olmasını istemek, o hayalin peşine düşmek insanın ...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir